Fatıma Ana (as) hakkında
Hz. Aişe’den rivayetle; “Hz. Peygamber (sav) Fâtıma’yı (a.s) saçından çok öperdi.”
Pek çok hadisle sabittir ki, Hz. Fâtıma Resûlullah’a en çok benzeyen insandır.
Hz. Aişe’den şöyle rivayet edilmiştir: “Ben Resûlullah’ın (s.a.v.) kızı Fâtıma kadar; oturup kalkmasında, davranış, tutum ve vakarında Resûlullah’a benzeyen birisini görmedim.”
Ahmed ibn-i Hanbel, Enes bin Mâlik’den şöyle rivayet eder: “Hiç kimse Hasan bin Ali ve Fâtıma kadar Resûlullah’a benzemiyordu.”
Hâkim, Hz. Aişe’den rivayet ediyor: “Ben, Fâtıma kadar konuşmasında ve sohbetinde Resûlullah’a benzeyen birisini görmedim. Fâtıma, Resûlullah’ın bulunduğu yere geldiğinde, Peygamber O’na ‘hoş geldin’ der, sonra yerinden kalkıp Fâtıma’ya doğru gider; elinden tutup öper ve kendi yerinde oturturdu.
Resûlullah (sav) yine savaştan dönmüştü, mescide gidip iki rekat namaz kıldı; sonra da Hz. Fâtıma’yı görmeye gitti. Fâtıma (a.s.) Resûlullah’ı karşılayarak yüzünü ve gözlerini öpmeye ve ağlamaya başladı. Resûlullah (s.a.v.), “Seni ağlatan nedir?” diye sordu. Fâtıma, “Senin renginin sarardığını görüyorum” dedi. Peygamber şöyle buyurdu: “Ey Fâtıma, Allah (c.c.) Babanı önemli bir iş için mebus etmiştir ki; Allah o iş sebebiyle yeryüzünde her bir çadır ve kulübeye izzet veya zillet sokar. Bu işin kapsayışı gecenin her tarafı kapsaması gibidir
Resûlullah’ın (s.a.a.) hizmetkârı Sevban’dan nakille: “Resûlullah (s.a.a.) yolculuğa çıktığında,ailesinden en son görüştüğü kimse Fâtıma (a.s.) idi. Yolculuktan döndüğünde ilk uğradığı kimse Fâtıma (a.s.) idi.”
Fâtıma (a.s.) şöyle buyuruyor: “Peygamberin çağırmasını kendi aranızda, bir kısmınızın bir kısmını çağırması gibi saymayın” (Nur, 63) ayeti indiğinde Ben artık Babama Baba diye hitap etmiyordum, ‘ya Resûlallah’ diyordum. Birkaç defa O’nu böylece çağırdım fakat cevap vermedi. Daha sonra şöyle buyurdu: Fâtımacığım, bu ayet Senin ve evlatların hakkında nâzil olmamıştır, sen bendensin, ben de sendenim. Bu ayet Kureyş’in mütekebbirleri hakkında nâzil olmuştur. Sen Beni baba diye çağır, Bana baba de. Çünkü böyle söylemen kalbimi diriltiyor ve Rabbimi hoşnut ediyor.”
Peygamber Efendimiz (s.a.a.), Hz. Fâtıma (a.s.) evlendikten sonra sık sık, “Seni kendi yanımda bir eve taşımak istiyorum” buyurmuştur. Evlendiğinde dahi kendi yanından ayırmak istememiştir. Harise bin Numan ise o sıralarda Medine’de pek çok eve sahipti. Harise b. Numan, hemen Allah Resûlü’nün (s.a.v.) yanına geldi ve O’na, “Ya Resûlallah! Fâtıma’nın (a.s.) Sana yakın bir yerde oturmasını istediğini duydum. Benim şu evim Neccaroğulları’nın Sana en yakın olanı ve en güzelidir. Ya Resûlallah! Ben de, malım da Allah ve Resûlüne (s.a.v.) aitiz. Vallahi, evimi kabul etmeniz, reddetmenizden daha fazla sevindirir beni” diye yalvarırcasına evinin Fâtıma (a.s.) annemize verilmesini istedi. Allah Resûlü (s.a.v.), “Doğru söylüyorsun, Allah hayrını mübarek kılsın!” buyurdu. Daha sonra Hz. Fâtıma (a.s.) bu eve taşınmıştır.