Resûl-i Ekrem (sav)’de sanki bir telaş vardı.
Rabbinin kendisinden istediği bir işi bitirince, diğerine yönelirdi.
Çok ağlar, az gülerdi; güldüğünde de kahkaha değil, tebessüm ederdi.
Hem uyanıkken hem de uykuda görürdü.
İnsanlara verdiği nasihat, tam onların ihtiyacına göreydi.
Herkese aynı sözü söylemezdi; kişiye göre konuşurdu.
Çünkü görürdü.
Rahmet peygamberi olduğu Kuran Kerim ile tasdik edilmişti.
Kalpleri okurdu; kişinin gideceği yol ondan gizli olmazdı.
Rahmetinden dolayı nasihat ederdi.
Rabbi ona, hidayetin yalnız Kendisine ait olduğunu bildirdiğinde sevinmedi;
üzüntü ondan bir ömür eksik olmadı.
Ona, “Sen yalnızca söylemekle mesulsün; hidayet Bana aittir” denilmişti.
Peygamberin varisi olan ehlullah çok nasihat eder;
fakat hidayet veren yalnız Cenab-ı Hakk’tır.
Bir kul değişmek istemezse,
Allah kimseyi zorla değiştirmez.
Her hâl ve kâr da Allah, kulun kalbine göre verir.
“Benim kalbim temiz” diyenler bunu bilmez, anlamaz.
Ceyhun
31 11 25