İlâhî Emir ve Onu “Şey”lerde Okumak

İlâhî emir birdir; çokluk, bu emrin zaman ve varlık ölçeklerinde görünüşünden ibarettir. Atomdan gezegene, taştan galaksiye kadar her şey aynı emri taşır; fakat her biri onu kendi ölçeğinin diliyle ifade eder. Bu yüzden âlemde olup bitenler, ayrı ayrı ve yeni hükümler değil, tek emrin an an yenilenen tecellîleridir.

Hz. İdrîs (as), gezegenlerde yürüyen bu ilâhî emri müşahede ettiğinde, hükmün yalnızca var olduğunu değil, artık icraya girdiğini idrak etti; bu idrakle büyük bir suyla insanların helâk olacağı bir devrin kapanacağını bildi. Bu bilgi gezegenlerden alınmadı; gezegenler vesile oldu, okuma ve açılma onun kendi idrakinde gerçekleşti. Bakılan yer göklerdi; anlaşılan şey kendinde açıldı.

Bu sebeple hakikatte okunan taş, gezegen ya da yıldız değildir; onlarda yürüyen ilâhî emirdir. Dış âlem vesiledir, ayna hükmündedir; anlam dışta üretilmez, içte açılır. Hz. İdrîs’in tufanı bilmesi de, dış işaretten içte açılan bu idrakin neticesidir.

Ceyhun

20 12 25