Hz. Meryem (as), kimsesiz bir yerde tek başına sancıya tutulduğunda acı, korku ve utanç birleşti ve kalbi ağırlaştı. O an, insanın taşıyamadığı hüznün diliyle şöyle dedi: “Keşke bundan önce ölseydim ve unutulmuş olsaydım…” (Meryem 23).
Bu söz, Hz. Meryem (as)’in yalnızlığının, yükünün ve kalbinin derin hüznünün ifadesiydi. İmtihanın en ağır tarafı orada açığa çıktı.
Ve tam o sırada Allah ona büyük mucizelerle değil, kalbi yumuşatan nâzenin bir teselliyle seslendi:
“Üzülme.
Altından bir ırmak akıttım.
Hurma ağacını salla, taze hurmalar dökülsün.” (Meryem 24–25)
Allah acıyı bir anda kaldırmadı; onu güçlendirdi. Sessiz akan bir dere, canlanan bir hurma ağacı ve avuca düşen hurmalar… Hepsi Hz. Meryem (as)’e şöyle diyordu:
“Ben seni görüyorum.
Sen yalnız değilsin.”
Hz. Meryem (as) orada sükûnete erdi. Hüzün tamamen bitmedi, fakat kalbine bir ferahlık indi.
Bazen Allah kalbi dağ gibi büyük mucizelerle değil, avuca düşen bir hurmayla teselli eder.
Ve biz bu ayetleri okuyup dinlediğimizde hâlâ hüzünleniyor, hâlâ gözyaşı döküyoruz ona — Hz. Meryem (as)’e selam olsun.
Ceyhun
Editör: ChatGPT AI
24 11 25