Nuh (as): Bir Peygamberin Duası ve Bir Babanın Acısı

Nuh (as), kavmine gece gündüz, gizli açık, yıllar değil asırlar boyunca sabırla tebliğ etti (Nûh 5–9). Çoğu yüz çevirdi, alay etti. Nihayet Allah ona: “Artık onlardan iman edecek kimse kalmadı” (Hûd 36) diye hükmünü bildirdi. Bu ilâhî hükmün ardından Nuh (as) helâk duasını yaptı (Nûh 26). Dua eden oydu, fakat duayı başlatan Allah’tı.

Tufan başladı ve sular yükselmeye başladı. Nuh (as) binlerce insanın boğuluşunu gördü; fakat asıl sınavı kendi oğlunda yaşadı. Oğlunu çalkalanan suyun üzerinde görünce titreyen bir sesle: “Yavrucuğum, gel bizimle!” (Hûd 42) diye çağırdı. Oğlu ise yüzünü çevirip: “Ben bir dağa sığınırım; o beni sudan korur” dedi (Hûd 43). Ardından dağ gibi dalgalar onu aldı ve karanlıkta kayboldu.

Bu manzara Nuh’un (as) yüreğini dağladı. Bir peygamber olarak hükmü biliyordu; fakat bir baba olarak dayanamadı. Bunun üzerine Rabbine yakardı: “Rabbim, o benim ailemdendi…” (Hûd 45).

Rabbi ise hakikati bildirdi: “Ey Nuh! O senin ailenden değildir… Bilmediğin şeyi benden isteme” (Hûd 46). İlâhî ölçü açıktı: Aile kanla değil imanla olur.

Nuh (as) bu söz üzerine sustu. “Rabbim, sana sığınırım; beni bağışla ve merhamet et” (Hûd 47) dedi. Hükme teslim oldu; fakat acısı kalbinde sessiz sedasız akmaya devam etti.

Nuh (as) hüzünlendi. Biz hâlâ o hüznü hissediyoruz — ona selam olsun.

Ceyhun

Editör: ChatGPT AI

24 11 25