Varlık Tecellisi ve Beliren Çokluk

Varlık, kendi zatında hiçbir çokluk kabul etmez; o, yalnızca Hakk Teala’nın varlığıdır.  

Bu sebeple, varlık tecellisi tektir.  

Çünkü çokluk, varlığın kendisinde değil, onun tecelli ettiği aynalarda, yani ayan-ı sabitede ortaya çıkar.

Ayan-ı sabite, henüz varlık kazanmamış ama Allah’ın ilminde ezeli olarak sabit bulunan hakikatlerdir. Onlar, İlahi isimlerin ilmi suretleridir.  

Her ayan, bir veya birkaç İlahi ismin mazharı, o ismin manasını yansıtan ilmi bir hakikattir.  

Dolayısıyla ayan-ı sabitenin muhtevası, bütünüyle esma-i ilahiyyedir.

Mutlak varlık, bu ilmi suretler üzerinde tecelli ettiğinde, her bir ayan kendi istidadınca o tek tecelliyi kabul eder.  

Böylece tek bir tecelli, farklı istidatlara göre çeşitli suretlerde görünür.  

Bu yüzden varlık tecellisi tektir, ama onun görünümleri çoktur.  

Çokluk, tecellide değil; mazharın farklılığındadır.

Bu hakikati Sadreddin Konevi hazret şu prensiple özetler: “Varlık birdir; mazharların çokluğu ile parçalanmaz.” 

Sonuçta alemde gördüğümüz her çokluk, hakikatte bir tek vücudun farklı suretlerde zuhurudur.  

Ayan-ı sabite, bu zuhurun ilmi temelleridir;  

Esma, bu ilmi hakikatlere anlamını veren ilahi yönlerdir;  

ve Varlık, o isimleri görünür kılan tek tecellidir.

Böylece hakikat, birliğini çoklukta, çokluğunu ise birliğinde gizler.  

Her şey O’dur; fakat O, hiçbir şeyde sınırlı değildir. Hu Sav aşkına. 

Ceyhun

22 10 25