Bu yazıda Yunus Emre Hazretleri’nin “Aşk bezirgânı” ilahisi hakkında biraz konuşalım.
Aşk burada bir duygu olarak değil, bir bedel olarak dile getirilir. Bu bedel “benim” denilen canı vermek değildir; can üzerindeki sahiplik iddiasının düşmesidir. Çünkü can zaten kişiye ait değildir.
Bu yolda ağırlık dünyalıktır. Mal, makam, itibar ve benlik duygusu yük olur. Hz. İsa (as) dünya yükünü bırakmış, göğe yükseltilmiştir; Karun ise o yükü kendine bağlamış ve yerin dibine geçmiştir.
Ayrı bir “ben” kalmadığında herkes seninle bir görünür. Bu bir ahlâk seçimi değil, doğrudan idrakin sonucudur. Bakan ile bakılan ayrımı düşer; görme sürer, fakat “kim görüyor” sorusu artık yerini bulmaz.
Bu hâlin söze dökülmesi ise her zaman mümkün değildir. Hallac-ı Mansur, yaşadığı hâli sözle ifade ettiğinde bedelini canıyla ödemiştir. Bu yüzden Yunus Emre Hazretleri “gördüm deme” diye uyarır; mesele hâlin doğruluğu değil, sözün taşıyacağı yüktür.
Sûrette fakirlik ölü olmak değildir. Atlas da palas da bağ kurulduğunda yük olur. İbrahim Ethem (ks) atlasla da palasla da anılır; mesele elbise değil, bağdır. Hayat, görünürde değil; dünyalığa bağın çözüldüğü yerdedir.
Bu yolda asıl tehlike söz değildir, sahiplenmedir. “Gördüm” dendiği anda ben gider, benlik zannı geri gelir ve yük yeniden başlar. Canın bile “benim” olmaktan düştüğü yerde, getiren, veren ve sahip olan diyecek kimse kalmaz.
Yunus Emre Hazretleri’ne selam olsun.
Ceyhun
Aşk bezirgânı sermâye cânı
Bahâdır gördüm câna kıyânı
Zihî bahâdır cân terkin urur
Kılıç mı keser himmet giyeni
Kamusun bir gör kemterin er gör
Alçak görmegil palâs giyeni
Atlası koydu palâsı geydi
İbrâhîm Edhem sırdan duyalı
Tîz çıkarırlar fevka’l-‘ulâya
Şol ‘Îsâ gibi dünyâ koyanı
Tîz indirirler tahte’s-serâya
Şol Kârûn gibi dünyâ seveni
Mansûr’u kim gör Ene’l-Hak dedi
Berdâr ettiler işidin anı
Oda yandırdın külün savurdun
Öyle mi gerek seni seveni
Zinhâr ey Yûnus gördüm dimegil
Dâra çekerler gördüm diyeni
Yunus Emre (ks)