Tanrı Bir Halkın, Bir Bölgenin Değil, Âlemlerin Rabbidir

Bir halkın tanrısı, bir bölgenin koruyucusu, bir kavmin kendine sakladığı ilah… Her bir şeyi kuşatamayan Tanrı anlayışları yerin dibine batsın dostum. Birlikten kopan ilah anlayışı, ilah değil insanın kendi zannıdır. Tanrı’yı bölgeye, kavme, renge, dile hapsedenler önce kendi dar kalplerine hapsolurlar. Böyle bir tanrı, ona inananların ufku kadar sınırlıdır; insanın kendi gölgesinden yaptığı bir hayaldir. … Devamını oku

Allah göklerin ve yerin nurudur (Nur 35)

Hem kapalı hem de açık olan bu ayet-i kerime ile kendini aşikâr ettikten sonra devamında Cenab-ı Hakk, başkaca da izahlar yapıyor. Görünmek istenen, bilinmek isteyen olarak. Çünkü O, nuruyla görünür, nuruyla bilinir; ve kendi nurunu kendine delil kılar. Aşikârlığı gizliliğinden, gizliliği aşikârlığından ayrı değildir. Misaller bunun içindir: kandil, sırça, yağ… Hepsi, kulun idrakine göre verilmiş … Devamını oku

Yaratılmışların O’nun İsimlerine Daimi İhtiyacı

“Ya Şâfi demek için hasta olmayı bekleme.” (Yunus) “O’nu isimleriyle övmek, O’na hamd etmek için O’nun isimlerini zikret.” (Yunus) “Hal ehli olanlar bilir ki aslında herkes, her bir şey hastadır; eğer O sürekli şifa veriyor olmasa.” “Yani insan sağlıklı olduktan sonra bir vakit gelir hasta olur sanma; insan sürekli hastadır. Ama insanı ve cümle mahlûkatı … Devamını oku

Hz. Meryem (as)’in Hüznü ve Allah’ın Nâzenin Tesellisi

Hz. Meryem (as), kimsesiz bir yerde tek başına sancıya tutulduğunda acı, korku ve utanç birleşti ve kalbi ağırlaştı. O an, insanın taşıyamadığı hüznün diliyle şöyle dedi: “Keşke bundan önce ölseydim ve unutulmuş olsaydım…” (Meryem 23). Bu söz, Hz. Meryem (as)’in yalnızlığının, yükünün ve kalbinin derin hüznünün ifadesiydi. İmtihanın en ağır tarafı orada açığa çıktı. Ve … Devamını oku

Nuh (as): Bir Peygamberin Duası ve Bir Babanın Acısı

Nuh (as), kavmine gece gündüz, gizli açık, yıllar değil asırlar boyunca sabırla tebliğ etti (Nûh 5–9). Çoğu yüz çevirdi, alay etti. Nihayet Allah ona: “Artık onlardan iman edecek kimse kalmadı” (Hûd 36) diye hükmünü bildirdi. Bu ilâhî hükmün ardından Nuh (as) helâk duasını yaptı (Nûh 26). Dua eden oydu, fakat duayı başlatan Allah’tı. Tufan başladı … Devamını oku

Kelâmı Sahibinden İşitmek

Cenab-ı Peygamber (sav) ve Ehl-i Beyt (as), Kur’ân-ı Kerîm’i çok okuyan ve onunla yaşayan kimselerdi. Onları gerçekten sevenler de Kur’ân-ı Kerîm’i işittiklerinde, sanki o sadâları onlardan duyuyormuş gibi bir hâl yaşarlar. Çünkü sevgi, kelâmı sahibine götürür; kul âyeti dinler, gönlü ise onu sevdiklerinin nefesinden işitir. Ceyhun Editör: ChatGPT 23 11 25

Marifet için gelen insan

Dünyaya cennete gitmek için değil; Allah’ı bilmek ve O’nu görmek için gelinir. Zira burada bilmeyen, orada da bilmez; burada görmeyen, orada da görmez. Lâkin Rahmeti geniştir: Bilmeden giden de cennete girer, nimetler içinde olur; fakat marifet nimetine eremez. Ve bil ki cennete gitmek için dünyaya gelmek gerekmez; dünyaya hiç gelmeden cennete alınanlar da vardır. Ceyhun … Devamını oku

Âlemlerin Sende Zuhûru

Bir âlem görüyorsun ve hayrete düşüyorsun; görmediğin âlemler ise bundan daha çoktur. Hepsi senden aşağıdadır; çünkü hepsi sende zuhûr eder. Sen hepsinin hem üstündesin hem içindesin; çünkü senden başka bir şey yoktur ki sana dışarıdan gelsin. Acayiplik âlemde değil, sende. Hudutsuz olan Allah’tır; hudut zannı ise sende. Sen bunu biliyorsun, ama bilenin kim olduğunu bilmiyorsun. … Devamını oku