Yalnız Sen

Şu hayatta yalnız bir sen varsın. Başkası yok, yalnız sen. Kâinat senin etrafında dönüyor. Dikkatli bak: senden başkası hiç olmadı ve olamayacak da. Ceyhun 21 11 25

Kelimelerin ötesindeki hakikat

İnsan vefat ettiğinde ruhu bedenden çıktı derler; ama çıkan giden bir ruh yok. Ruh Allah’ın katından hiç buraya inmedi ki. Bunu ehline söyledim, yaşayan bilir. Zaten kelimeler de anlatmaya yetmez. Ceyhun 20 11 25

Kalpten kalbe yol

Peygamberin (sav), Ehli Beyt’in, Evliyâların, büyüklerin ve vefat eden yakınlarının isimleri anıldığında kalbinde bir hâl oluyorsa, hiçbiri ölmedi — ve sen bunu biliyorsun. Diri olmayan tesir etmez; isim kalbinde konuşuyorsa, sahibi hayattadır. Bu herkese nasip olmaz. Kalpten kalbe yoldur, görünmez. 20 11 25

Yalnız O’nu Bil

Halk içinde yalnız farz olan ibadetler farz olduğu şekilde. Ama mihrabında yalnız iken bırak Allah bilsin kaçıncı rekâtta olduğunu, hangi ayeti, hangi duayı okuduğunu.  Sen bilme; üçün beşin lafı olmasın aranızda. Ve dahi okuyup okumadığını da bilme. İbadetin de sana perde olmasın — onu da bilme, yalnız O’nu bil. Ceyhun 20 11 25

Rabbe dayanmak

Rabbime yol sordum. O da bana dedi ki: Seçeneklere değil, Bana güven. Her yolun Rabbi Benim. Sen sadece Bana dayan. Ceyhun 19 11 25

Aşkın elinde

Derdinin başı da sonu da Aşk olan insan ne yapsın ki… Aşk onun peşini bırakmaz; gölgesi olur, sesi olur, susunca bile içinden konuşur. Her adımda iz sürmez, iz olur. Derdine sığınır, devâsına boyun eğer. Çünkü bilir: Aşk hem yaradır hem merhem. Söndürmek ne mümkün… Bu ateş ne suyla söner, ne rüzgârla azalır. Nefes aldıkça büyür, … Devamını oku

Şah-ı Velâyet’in İzinde

Ya Haydar-ı Kerrâr! Şah-ı Velâyet İmam Ali’ye (a.s.) “Haydar-ı Kerrâr” denir; çünkü cesaretle, yiğitlikle, tekrar tekrar, döne döne düşmanın üzerine yürürdü. Kerrâr oluşu; bir kez değil, bin kez dönüp gelmesindendir. Bin canım olsa hepsi de feda olsun. Can elbette güzeldir; ama Canan, candan da güzeldir. Zaten “can” dediğin şeyin O’nun iki avucu arasında olduğunu bilen … Devamını oku

Cenabı Hakk’ın kuluna hitabı

Cenabı Hakk kuluna hitap ettiğinde kul bütünüyle kulak olup duyar. Her yönden, her şeyden işitir. Serttir, keskin ve şimşek gibidir. Kulda hareket kalmaz. Melek bir kul ile konuştuğunda ise ses bir yönden gelir; çünkü melekler sınırlı varlıklardır. Bütün bedenin kulak olması aslında bir benzetmedir; duymanın aslı yaşanır. Öyle ki bunu anlatmak için “tüm beden kulak … Devamını oku