Kavuşmalar olmasa ayrılığı yaratmaz idim.
“Allah, bilinmeyi istedi ve alemleri yarattı”. Bu istek, varlığı (mevcudatı) doğurdu. Ancak bilinmek, sadece var olmakla değil, vuslatla mümkündür. Vuslat ise ayrılığı gerektirir. Çünkü kavuşmanın anlamı, ayrılıkla belirginleşir.
İnsan, bu ayrılığın içinde yanar. Çünkü ruh, ezeli kavuşmayı hatırlar. Ruhun yüceliği, bu hatırada gizlidir. Ancak insanın hakikati, ruhun da ötesindedir. Hakikati Muhammediye’ye mazhar olan İnsan-ı Kamil, ayrılığı aşar; vuslatı yaşar; ve ayrılığın yaratılış sebebini idrak eder.
İşte bu yüzden, her hicran bir davettir. Her ayrılık, vuslatın habercisidir. Her gözyaşı, ilâhî rahmetin izidir. Çünkü kavuşma murad edilmiştir. Ayrılık, sadece bu muradın gölgesidir. Hu Sav aşkına.
Ceyhun
23 10 25