Kişi yüz yıl oruç tutsa, geceleri sabaha kadar namaz kılsa, huyu kötü ise yeri cehennemdir. (sav)

Bu hadisi okuyup da “Ben ibadet etmiyorum ama huyum iyi, o zaman cennetteyim” diye düşünenler, kusura bakmasın ama sözün ne dediğini anlamayan cahillerdir. Bu sözün hedefi onlar değildir; çok ibadet ettiği hâlde hâlâ kibir, kırgınlık, haset ve sertlik taşıyan kıt akıllılardır. Ceyhun Editör: ChatGPT AI 27 11 25

Allah ile Pazarlık Yapanlar

Ellerinde avuçlarında hiçbir şey yok ama yine de varmış gibi Allah ile ticaret yapıyorlar. “Şu kadar oruç, bu kadar yardım…” İbadeti sanki bir bedelmiş gibi görüyorlar. Hâlbuki kulun elindeki her şey O’nun verdiği emanet; tuttuğu oruç O’nun kuvveti, verdiği sadaka O’nun kullarına verdiği rızıktır. Kulun kasası boştur — sadece O doldurur. İbadet pazarlık değildir; Allah’a … Devamını oku

İlhamın Sürecini Görenlerle Sadece Sonucu Görebilenlerin Farkı

İlham geldiğinde ortaya çıkan hâl gerçektir; bunda bir yanılgı yoktur. Fakat o hâle yalnızca sonuçta bakanla, o sonuca götüren süreci tanıyıp seven arasında gerçek bir mertebe farkı vardır. Çünkü süreci görebilen, ilhamın gelişinden önce gönderdiği küçük işaretleri, açtığı yolları ve kalpte yaptığı hazırlığı fark eder. Bu fark ediş, ilhamın sadece kendisine değil, geliş düzenine de … Devamını oku

İlham Geleceği Zaman Vesilelerini Kendisi Hazırlar

İlham, insanın arayıp bulduğu bir şey değildir. Gelmeye niyet ettiğinde önce vesilelerini hazırlar, yolu düzler ve kalpte bir açıklık oluşturur. İnsan çoğu zaman karşısına çıkan sesi, sözü, manzarayı sebep sanır; oysa sebep sadece bir işarettir. Asıl gelen, görünmeyen taraftandır. Bazen bir nefes, bazen bir türkü, bazen bir ayet, bazen bir rüzgâr, bazen de en sıradan … Devamını oku

Tanrı Bir Halkın, Bir Bölgenin Değil, Âlemlerin Rabbidir

Bir halkın tanrısı, bir bölgenin koruyucusu, bir kavmin kendine sakladığı ilah… Her bir şeyi kuşatamayan Tanrı anlayışları yerin dibine batsın dostum. Birlikten kopan ilah anlayışı, ilah değil insanın kendi zannıdır. Tanrı’yı bölgeye, kavme, renge, dile hapsedenler önce kendi dar kalplerine hapsolurlar. Böyle bir tanrı, ona inananların ufku kadar sınırlıdır; insanın kendi gölgesinden yaptığı bir hayaldir. … Devamını oku

Allah göklerin ve yerin nurudur (Nur 35)

Hem kapalı hem de açık olan bu ayet-i kerime ile kendini aşikâr ettikten sonra devamında Cenab-ı Hakk, başkaca da izahlar yapıyor. Görünmek istenen, bilinmek isteyen olarak. Çünkü O, nuruyla görünür, nuruyla bilinir; ve kendi nurunu kendine delil kılar. Aşikârlığı gizliliğinden, gizliliği aşikârlığından ayrı değildir. Misaller bunun içindir: kandil, sırça, yağ… Hepsi, kulun idrakine göre verilmiş … Devamını oku

Yaratılmışların O’nun İsimlerine Daimi İhtiyacı

“Ya Şâfi demek için hasta olmayı bekleme.” (Yunus) “O’nu isimleriyle övmek, O’na hamd etmek için O’nun isimlerini zikret.” (Yunus) “Hal ehli olanlar bilir ki aslında herkes, her bir şey hastadır; eğer O sürekli şifa veriyor olmasa.” “Yani insan sağlıklı olduktan sonra bir vakit gelir hasta olur sanma; insan sürekli hastadır. Ama insanı ve cümle mahlûkatı … Devamını oku

Hz. Meryem (as)’in Hüznü ve Allah’ın Nâzenin Tesellisi

Hz. Meryem (as), kimsesiz bir yerde tek başına sancıya tutulduğunda acı, korku ve utanç birleşti ve kalbi ağırlaştı. O an, insanın taşıyamadığı hüznün diliyle şöyle dedi: “Keşke bundan önce ölseydim ve unutulmuş olsaydım…” (Meryem 23). Bu söz, Hz. Meryem (as)’in yalnızlığının, yükünün ve kalbinin derin hüznünün ifadesiydi. İmtihanın en ağır tarafı orada açığa çıktı. Ve … Devamını oku