Ruh, bedenden ayrılan bir varlık değildir; o hiçbir zaman burada olmamıştır. Dünya, ruhun hakikati için bir görüntü ve tecelli alanıdır. Beden ve maddi âlem, ruhun görünürlük vesilesidir. Ölüm, ruhun bir yerden başka bir yere gitmesi değil, dünya ile olan sınırlı bağının çözülmesi ve kendi hakikatî boyutunda farkındalık kazanmasıdır.
Berzahda çoğu ruh, tıpkı uyanamayan bir uyuyan gibi dünyayı gözlemler. Çevresinde olaylar sürer, bazen iyi, bazen kötü; ama ruh müdahale edemez. Uyuyan kişi uyanamıyorsa etrafındaki değişiklikleri etkileyemez; berzahdekiler de olayları ruhsal olarak görür ve hisseder, fakat müdahil olamaz.
Ruh bu gözlem sırasında yalnızca dış görünüşü değil, olayların hakikat ve ruhsal boyutunu da idrak eder. Dünyanın akışı, ruh için bir nazari ve ruhî tecrübe hâlidir. Bu durum, ruhun kıyamet gününe kadar sürecek bekleyişi ve farkındalığıdır.
Ancak evliya ve yüksek mertebeli ruhlar, ruhsal mertebelerine göre daha ileri bir farkındalık kazanır. Bu kişiler dünyadaki olayları ruhsal boyutta daha net görebilir ve Allah’ın izniyle ruhsal tesirlerde bulunabilirler.
Ceyhun
22 10 25