Sevgili Dostum,
Rüyalar, mertebesine göre ya yorumlamaya ihtiyaç duyar veya görüldüğü gibi yorumlanmadan alınır.
Rüyanın görüldüğü Mertebeye göre hareket edilmelidir.
Misal alemi mertebesinde görülenler tabir edilmelidir. Bu konuda güzel örnekleri Hz
Peygamberin (sav) hayatından öğrenebilirsin.
Melekut alemi mertebesinde görülenler ise yorumlanmadan direk olarak görüldüğü şekliyle alınmalıdır. Hz. İbrahim’in oğlunu rüyasında gördüğünde yorumlanmadan direk alması aslında onun daha önceki tecrübelerinin bu Mertebeden olmasındandı. Malum rüyasını da aynı Mertebeden olarak düşünmüş fakat bu sefer Misal alemi olduğu için yorumlaması icab etmiş fakat o etmemiş idi ve daha sonra Allah ona doğruyu bildirmişti.
İnsanı Kamil, tüm varlık Mertebelerini kendinde barındırır.
Bu yazıda Rüya kelimesini daha anlaşılır olması için kullandım. Rüya yerine, Farklı Mertebelerde gerçekleşen “Görme/Bilme” daha uygun olacaktır.
Arif ise bulunduğu mertebeye/makama göre gördüğünün / tecrübe ettiğinin hangi mertebeden olduğunu bilir veya bilemez ve böylece isabet eder veya edemez.
Tüm bunlara en güzel örnek Hz. Peygamber (sav) dir. O, tüm bu mertebelerden bilgiyi almış ve her birine hakkını vermiştir yani dos doğru olarak almıştır. Gerçi O, burada bahsedilen Mertebeler harici diğer mertebelerden de bilgi almıştır fakat onun yeri burası değildir.
Sana verdiğim kıymetten dolayı bu çok değerli bilgiyi seninle paylaştım.
Mürşid Allah’tır. Kelamı Haktır. Hz. Peygamber (sav) en doğru rehber ve Ehli Beyti en güzel örnektir.
Vesselam.
Ceyhun
19 02 23