Şİİ ve SÜNNİ Ulemanın Hallacı Mansur ve Ibn Arabi’ye Bakışı
Neredeyse hiç bir konuda anlaşamayan ve uzlaşamayan Sünni ve Şii ulemanın bir konuda uzlaşıp, İbni Arabi, Hallacı Mansur, Mevlana gibi büyük zatlara düşmanlık yapmalarına doğrusu şaşırmadım. Hatta Şii ulema daha da ileriye giderek bu kişileri Hz. Ali düşmanı olarak ilan etmişlerdir. Elbette bunu Din için değil Siyasi iktidarlarını korumak amacıyla yapıyorlardır.
Kaynak olarak aşağıdaki alıntı yazıyı paylaşmak isterim. Benzer söylemler Sünni ulema tarafından zaten dile getirilip bilindiği için yazıyı uzatmamak için onlardan örnek koymuyorum.
“Bayezid Bestami ve Hallac gibi ün kazanmış ilk dönem sufiler birlikçilik ya da tecessümcülük (enkarnasyonculuk)’e inanmaktadırlar. Bu sufiler çarpık inançlara sahip olmalarından dolayı, Şeyh Mufid, Ibn Kuleyni ve Ibn Babeveyh gibi Şİİ ulema her iki grubu da – birlikçilerle tecessümcüleri – “aşırılar”(gulat) ve Hz.Ali düşmanları olarak görmüşlerdir.
Muhyiddin Ibn Arabi, Şeyh Aziz Nesefi ve Abdurrezak Kaşani gibi daha yakın zamanlarda yaşamış bazı birlikçiler küfür ve sapkınlıkta (zındık) ilk dönem sufileri geçmişlerdir, çünkü bunlar Vahdetül Vücud’u desteklemişlerdir. Bunlar var olan her şeyin Tanrı olduğunu söylüyorlar; doğrusu, Allah sapıkların söylediklerinden çok yücedir.
Bunların inançsızlıklarında ısrar ve ileri gitmelerinin nedeni, filozofların kitaplarını okumakla meşgul olmalarıdır. Platon ve takipçilerinin yazılarından bir şeyler öğrendikleri zaman, büyük bir şaşkınlık içinde olduklarından, onun hatalı sözlerini seçiyorlar. Filozofların çirkin söz ve inançlarını çaldıklarını kimse anlayamasın diye tüm bunları farklı bir örtüyle gizliyorlar. Buna Vahdetul Vücud diyorlar. Anlamı sorulduğunda da halkı kandırmaya çalışıyorlar ve bunun sözle izah edilemeyeceğini söylüyorlar. Eğer bir kişi bunun ne olduğunu anlamak isterse, onun büyük bir batınıliğe dalması ve kamil bir şeyhe murid olmasını gerekmektedir. Böylece tüm bu budalaları sersemleştirmişlerdir. Çok sayıda aptal boş düşüncelere kapılarak ve bu korkunç inançsızlığı izah etmeye çalışmakla zamanlarını öldürmüşlerdir.”
* Hadikatu’ş-Şia (Kum). s 566 M. Cihangiri’nin Muhyid-Din İbn el-Arabi’sinden iktibas edilmiştir. Tahran: Nasişgah, 1361/1982 s.388-89
Eleştirdiği düşünceler hakkında hiç bir şeyi doğru olarak bilmedikleri ortadadır. İddiaları ve ithamları doğru değildir.
Son olarak Pir Hacı Bektaşı Veli’nin de bu yol üzere olduğunu söylersek, Alevi-Bektaşilerin büyüklerine de “Aptal”, onların düşüncelerine “Boş düşünceler” ve “korkunç inançsızlık” diyen Şii uleması ve (diğer taraftan benzer şeyleri söyleyen Sünni ulema ile) neden aynı yolda yürümediğimizi anlamış olursun.
Dostum, Dünya zaten gözünün önünde. Sana Dünyayı hatırlatanlarla değil Allah’ı gösterenlerle beraber olmaya bak. Vesselam.
Ceyhun
08 03 23