Varlık mertebelerinin en altında maddî âlem bulunur. Tüm âlem ve içindekiler bu mertebede sabit ve değişmez görünür. Dağ, taş ve kaya yerinde durur sanılır. Oysa bu sabitlik varlığa değil, sûrete aittir.
İbn Arabî Hazretleri (k.s.)’ne göre âlem her an yeniden yaratılır. Bu yaratım anlıktır; her an yeni bir tecellî vardır. Ancak bu anlar arasında boşluk yoktur. Tecellîler tek tek yenilenir, fakat akış kesintisizdir. Süreklilik dediğimiz şey buradan doğar.
Bilgisayar ekranında sabit bir vazo resmi düşünelim. Ekranda görünen vazo, maddî âlem mertebesine karşılık gelir. Görüntü yerinde duruyor gibidir; fakat onu ayakta tutan arka planda sürekli bir hareket vardır. Belleğe veriler dolar ve boşalır, işlemci bu verileri işler, dönüştürür ve yeniden düzenler, grafik birimi aynı sûreti her an yeniden üretir. Bu görünmeyen katmanlar, vazonun arkasındaki diğer varlık mertebeleri gibidir. Bu süreçlerden biri durduğu anda görüntü de yok olur.
Nihayetinde bizler yalnız ekranda beliren vazo resmini görürüz. Arka plandaki katmanları ve işleyişi görmeyiz. Sabitlik vehmi de buradan doğar.
Maddî âlem de böyledir. Sabit görünen sûretlerin arkasında, üst mertebelerde kesintisiz işleyen bir yaratım faaliyeti vardır. Sabit olan varlık değil, yaratım fiilinin sürekliliğidir. Madde ise bu fiilin kesâfet kazanmış sûretidir.
Ceyhun