“Doğurgan kadınlarla evlenin; çünkü ben kıyamet günü ümmetimin çokluğuyla iftihar edeceğim.”
Bu söz, hadis olarak Hz. Peygamber’e (sav) nispet edilir. Ancak bu nispet, hem tevhid hem Peygamber ahlâkı açısından ciddi tereddütler taşır.
Lafız, çokluğu ve doğurganlığı bir değer ölçüsü hâline getirir. Bu ölçü kabul edildiğinde, doğurgan olmayan kadın ve aynı mantıkla kısır erkek ikinci plana düşer. Oysa İslam’da insan, yaratılışından gelen bir hâl sebebiyle değerden düşürülmez. Tevhid, değeri sayıya ve işleve değil, Hakk’a kulluğa bağlar.
Hz. Peygamber’in (sav) hayatı da çokluğu merkez alan bir hedef göstermemiştir. O, sayı toplamaya değil; cem etmeye, ayırmamaya ve nitelikle inşa etmeye yönelmiştir. Kitlesel yayılma, onun döneminde değil; daha çok sonraki siyasî süreçlerde ortaya çıkmıştır.
Bu sözün bağlayıcı bir hüküm üretmemiş olması da dikkat çekicidir. Ne kadın ne erkek için böyle bir ölçü dinin merkezine yerleşmiştir. Bu da ifadenin Peygamberî bir ilke olarak görülmediğini gösterir.
Sonuç olarak, çokluğu fazilet hâline getiren ve insanı yaratılış özelliğiyle ölçen bu sözün Hz. Peygamber’e (sav) aidiyeti güçlü biçimde şüphelidir. Bu şüphe, hadisi reddetmek değil; Peygamber’i (sav) ona ait olmayan anlamlardan koruma çabasıdır.
Ceyhun