Varlıkta iki ayrı fail yoktur. Tek fail Allah’tır ve tek emir “Kün” emridir. Çokluk, bu tek emrin farklı varlık mertebelerinde ve her varlığın kabiliyetine göre aldığı suretlerden ibarettir. Gök cisimleri de, insan da, melek de, hatta bir taş bile kendi mertebesinde aynı İlahi Emrin mazharıdır.
Bu bakımdan gök cisimlerinin kendilerine ait bağımsız bir tesiri yoktur. Gökte görülen hareketler yeryüzündeki hadiselerin sebebi değildir. Her ikisi de aynı “Kün” emrinin farklı varlık mertebelerindeki tecellileridir.
İbn Arabi’nin kozmolojisinde geleneksel astroloji de bu çerçevede anlaşılmalıdır. Gezegenler geleceği belirlemez, insanın kaderini tayin etmez. Onlar, ilahi takdiri meydana getiren sebepler değildir. Aynı “Kün” emrinin kozmik mertebedeki tezahürleridir. Bu sebeple geleneksel astroloji, gök cisimlerinin yeryüzünü etkilediğini ileri süren bir öğreti değildir. Gökyüzünü, ilahi emrin kozmik alemdeki görünüşü olarak okuyan bir okuma biçimidir.
Ceyhun