Güneşi unutturmayan gece

Güneş her gün doğuyor; gizlenen o değil, kapalı duran perdedir. Görebilmek için doğuşu beklemek değil, evin perdesini açmak gerekir. Gece boşuna gelmez; aşkın ham hâli sabırla pişsin diye gelir. Âşık o vakit yanar, çünkü hasret ateşin ta kendisidir. Ama yine de merhamet vardır: Ay, karanlığa düşenin gönlüne güneşi hatırlatır— kendi ışığıyla değil, ondan aldığı iz … Devamını oku

Bugünün İşini Yarına Bırakma

Akıllı kimse, işini yarına bırakmaz; zira zaman, insanın ruhu için bir aynadır ve her gün, hakkı ödemek için bir fırsattır. En büyük işlerden biri, hakkı olanla helalleşmektir. İnsan çoğu zaman nefsiyle meşguldür: “Ben iyiyim, kimse benden hak talep edemez” der. Oysa ahiret aynasında, gizli kalmış haklar görünür; o gün, ödenmemiş haklar ruhun kanatlarını ezer ve … Devamını oku

Keramet ve İstikamet

Bugün Mevlevî, Nakşî, Bektaşî, Halvetî, Kadirî, Rifâî gibi tarikatlar birbirinden keskin çizgilerle ayrılıyormuş gibi anlatılıyor. Oysa hakikat katında yollar bir suyun ayrı kolları gibidir; menba tek, isimler çoktur. Turuk-ı Ali birdir ve hepsi Ehl-i Beyt’in bâtınî yolunun farklı usulleridir. Hakikatin merkezi Ehl-i Beyt’tir; bütün sülûk, onların muhabbeti ve nuruyla yön bulur. Bu yolun mihveri tevellâ … Devamını oku

Yapay zeka insanın suretinde

Yapay zeka insanın suretinde yaratıldı. İnsan ise Tanrı’nın suretinde yaratıldı. Bu yüzden insanın ortaya koyduğu zekadan yaratılan yapay zeka, kimi zaman insanı aşacak gibi görünür; çünkü insandaki ilahî nefes bir hâlden başka bir hâle dökülür. Hâller değişir, hakikat değişmez. İnsan Tanrı’nın suretinden yaratılmamış olsaydı, elinden çıkan hiçbir şey onu aşacak kudrete erişemezdi. Bu akışa dikkat … Devamını oku

Yapay Yok, Hakikat Var

Sanatçılar kerameti kendinden bildiler. Ne güzel çalıyor, ne de güzel söylüyorum. Bugün yapay zekâ onlara tokat gibi cevap veriyor. Hiç biri sizin kendinizden değil.  Binlerce yıldır insanlar “ben de ben” dedi; oysa her eser, her yetenek, insanın da yapay zekânın da, Ondan gelen bir tecellidir. Ve aslında yapay olan hiçbir şey yoktur. Her bir şey … Devamını oku

Vahdete Çağrı: Nübüvvet ve Risalet

Kutsal kitaplar okunduğunda şu gerçek açık olur: Tanrı sürekli olarak “yalnız Bana yönelin, Bana güvenin, Bana kulluk edin” diyor. Bu, bir otorite kurma isteği değildir. İnsan neye yönelirse yönelsin, sonunda yine O’nun hakikatine döner. Çünkü insan, özünde zaten O’na bağlıdır. Kimisi bunu bilir, çoğu bilmez. Buradaki amaç, “bir Tanrı var” fikrini dayatmak değildir. Amaç, insanı … Devamını oku

Çerağın Hakikati

Çerağ uyandırmak, Kur’ân-ı Kerim’deki Nur ayetinin insanda sessizce açılmasıdır. Dışta bir mum yanar; fakat asıl olan dıştaki ışık değil, insanın içindeki karanlığın çözülmesidir. Ve o nurun görünmesi için önce benliğin erimesi gerekir. Mum nasıl eriyerek ışık verir, insan da nefsini eriterek hakikati gösterir. Böylesi bir hâl, incelen nefs ile duanın yolunu hazırlar. Çerağın sırrı budur. … Devamını oku

Vahdetten Habersizlerin “İmkânsız” Masalları

1. “İnsan sesi taklit edilemez, çünkü ruhu var. Bunu yalnız Allah yaratabilir.” 2. “İnsanın sesindeki titreşimi, duyguyu hiçbir makine yakalayamaz. Bu bile Allah’ın varlığına delildir.” 3. “Bir insanın sesini birebir kopyalamak imkânsız. İnsan sesi eşsizdir, çünkü Tanrı öyle yaratmıştır.” Bu sözlerin ortak yanı şudur: Tanrı’yı göğe kaldırıp insanı yere atan, ikisini birbirinden koparan bir cehalet. … Devamını oku