Kalbin İstidadı, Kaderin Tecellisi

Resûl-i Ekrem (sav)’de sanki bir telaş vardı. Rabbinin kendisinden istediği bir işi bitirince, diğerine yönelirdi. Çok ağlar, az gülerdi; güldüğünde de kahkaha değil, tebessüm ederdi. Hem uyanıkken hem de uykuda görürdü. İnsanlara verdiği nasihat, tam onların ihtiyacına görey­di. Herkese aynı sözü söylemezdi; kişiye göre konuşurdu. Çünkü görürdü. Rahmet peygamberi olduğu Kuran Kerim ile tasdik edilmişti. … Devamını oku

Kalbim Temiz

“Kalbim temiz” deyip bunun arkasına saklananlar… Cenab-ı Hakk’a kulluk böyle olmaz. Sahi, en son ne zaman bir garibanın hâlini sordunuz? Ne zaman bir yoksulu doyurdunuz, bir yük aldınız, bir derdi paylaştınız? Biz “Hakk’a kulluk edin” derken zaten bunları söylüyoruz. Görünmeyen kalbi, görünen yaptıklarınız anlatır. Kalbin temiz olup olmadığı böyle belli olur. Ceyhun 28 12 25

Allah Allah, Allah Eyvallah

Görüyorum, bazıları bunu bir marifetmiş gibi dua edip ardından “Allah Eyvallah” diyor. Siz o yüce makamda mısınız ki böyle söylüyorsunuz? Daha ne dediğinizden, neyi ilan ettiğinizden haberiniz yok. “Allah Allah” ile “Allah Eyvallah” arasında yer ile gök arası mesafe vardır; bilmiyorlar. Sonra da dönüp “Duam niye kabul olmadı?” diye söyleniyorsunuz. Bu bilgisizliktir. Allah’ın duana icabet … Devamını oku

Uzletin Çift Yönlü Rahmeti

Uzlete çekilmek hem çekilen hem de diğer insanlar için bir rahmettir. Uzlete çekilen, kendini korur. Dilini, bakışını, niyetini muhafaza eder. Kalbin gürültüsünü susturur; içte olanla yüzleşir. Bu, kişinin kendi payına düşen rahmettir. Henüz olgunlaşmamış bir hâlin başkalarına temas etmemesi, başkaları için de rahmettir. Her söz söylenmemeli, her hâl sergilenmemelidir. Kişinin kendini geri çekmesi, başkasını incitmemesidir. … Devamını oku

Sofra Adabı

Bir misafirliğe gittiğinizde sofraya oturur, ev sahibine teşekkür edersiniz. Yıllardır Cenab-ı Hakk’ın sofrasında yiyip içiyorsunuz; ama bir teşekkürü çok görüyorsunuz. Size yakışmayan bu hâli bırakın. Teşekkür edin. Ceyhun 26 12 25

Isteyerek gelenler ile getirilenler

“Sonra duman hâlinde olan göğe yöneldi; ona ve yere: ‘İsteyerek ya da istemeyerek gelin’ dedi. Onlar da: ‘İsteyerek geldik’ dediler.” (Fussilet 11) Bak taş toprak dediğin dahi isteyerek geldik diyor ama cahiller O’ndan yüz çevirmişler. Her işin sonu O’na döndüğü gibi sen de bir gün O’na döneceksin. Gel, dönenlerden ol. Nihayetinde döndürülenlerden, yani geç kalanlardan … Devamını oku

Fakr’a İrtica: Kaygusuz Abdal (ks)

İnsanlar bey olma, paşa olma, zengin olma derdindeyken; istisnai güzel insanlar vardır ki onlardan biri Kaygusuz Abdal’dır. O, beylikten, paşalıktan ve zenginlikten istifa etmiş; aslı olan fakr’a irtica etmiştir. “Bir kaz aldım ben kadıdan Boynu da uzun borudan Kırk abdal kanın kurudan Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz” (Kaygusuz Abdal (ks)) Ceyhun 26 12 25

Kalbin Kıblesi

Allah kıskançtır. Sevdiği kulunu kendinden başkasına yar etmez. Pir Sultan Abdal’ın “Varıp yad ellere gönül verirsen, kış ola bağlana yolların” sözü de aynı hakikatin kul dilinden ifadesidir. Yad el, başka insan değildir. Yad el, kalbin Dost’tan gayrısına yön değiştirmesidir. Nitekim Resul-i Ekrem (sav) buyurur: “Kalpler Rahmân’ın iki parmağı arasındadır; dilediği gibi çevirir.” Ceyhun 24 12 … Devamını oku