Atom Nerede, Kuark Nerede?

Bir zaman atom “en küçük yapı” sanıldı. Sonra atom bölündü, çekirdeğe inildi. Çekirdek de dağıldı; kuarklar konuşulmaya başlandı. Bugün kuantum fiziği, parçanın kendisinin bile sabit olmadığını söylüyor. Modern fiziğe göre parça, kendi başına duran bir varlık değildir. Ancak ilişki içinde, ölçüldüğünde belirir. Bu yüzden evren, sabit nesnelerden oluşan bir yapı değildir. İbn Arabî Hazretleri (ks): … Devamını oku

Alemler ve İnsandaki Mana

Âlemler — içinde olduğumuz kâinat da dâhil — tek bir ilâhî iradenin, her an yenilenen emirlerle tecellî sahnesinde görünmesinden ibarettir. Bilinen hâliyle, bizim Samanyolu gibi iki trilyon galaksi var; her birinde de Güneşimiz gibi ortalama iki yüz milyar yıldız. Bu kâinattan da nice büyük âlemler; hepsinin de üstünde Arş var. Gel gör ki insanı muhatap … Devamını oku

Benlik İddiası, Kulluk İdraki ve İlâhî Tecellî

Benlik iddiası fazla olanda da Cenab-ı Hakk tecellî etseydi, kişide tecellîyi taşıyabilecek kulluk olmadığı için kişi dağlar gibi dağılırdı. Bu nedenle tecellî, kulluk idrakinde olan ve nefsini inceltenlere yönelir. Bu da aslında yine Allah’ın bu iki türlü kuluna rahmetindendir. Çünkü tecellî etmek rahmet olduğu gibi, taşıyamayana tecellî etmemek de rahmettir. Ceyhun 21 12 25

Kara Delikler: Madde-Enerjiden Bilgiye

Modern Fizik son dönemlerde, özellikle kara delikleri anlatırken, meseleyi madde veya ışık üzerinden değil, bilgi üzerinden ele almaya başladı. Önceleri “ışığa ne olur?” ya da “kara deliğe giren şeye ne olur?” diye sorulurken, bugün “kara deliğe giren bilgiye ne olur?” şeklinde soruluyor. Bu yaklaşımda kara delik, evrende bilginin korunumu ilkesinin en uç noktada sınandığı yer … Devamını oku

İlâhî Emir ve Onu “Şey”lerde Okumak

İlâhî emir birdir; çokluk, bu emrin zaman ve varlık ölçeklerinde görünüşünden ibarettir. Atomdan gezegene, taştan galaksiye kadar her şey aynı emri taşır; fakat her biri onu kendi ölçeğinin diliyle ifade eder. Bu yüzden âlemde olup bitenler, ayrı ayrı ve yeni hükümler değil, tek emrin an an yenilenen tecellîleridir. Hz. İdrîs (as), gezegenlerde yürüyen bu ilâhî … Devamını oku

Taha 114: Kur’an vahyi sana tamamlanmadan önce onu okumakta acele etme

“Kur’an vahyi sana tamamlanmadan önce onu okumakta acele etme. ‘Rabbim, ilmimi artır’ de.” (Taha 114) Bu ayet ilk bakışta Resûl-i Ekrem’e (sav) bir ikaz gibi görünür. Hâlbuki mesele ikaz değil, keşfin süratidir. Resûl-i Ekrem’in (sav) keşfi, vahyi getiren Cebrâil’in (as) lafızla gelişinden daha hızlıdır. Daha Cebrâil (as) sözünü tamamlamadan, Resûl-i Ekrem (sav) manayı kuşatmaktadır. “Acele … Devamını oku

Zamanın “şey” olması ve devirselligi

Zaman, diğer yaratılmış şeyler gibi bir “şey” dir ve doğrusal değil hakikatte devirseldir. Devirselliginde ise içe içe katmanları vardır. Bu söylediğimi anlayan kişi geçmiş şimdi gelecek diye isim verdiğimizi şeylerin bu “An” da olduğunu da anlar.  Böylece mesela vefat eden bir kişi zaten Cennet veya Cehennemindedir. Ama bu arada yaşayan için ise hala daha Kıyamet … Devamını oku

Ben bunları yazar iken

Ben bunları yazar iken Sen zaten okumuş iken Kalem kâğıt dahi yok iken Padişah ezelden Padişah Kul hep O’nunla kul iken İki görünen bir iken Ceyhun 19 12 25